Taliban’ın 5. Yılı: Afgan Kadınların Sessiz Çığlığı
Afganistan’da Taliban yönetiminin ikinci kez eline geçmesinin beşinci yılında, BBC Türkçe kadını bu sert gerçeklerle buluşturdu. 2021 Temmuzundan bu yana kurulan Taliban rejimi, kadın haklarını sistematik kısıtlamaya devam ediyor; ilkokul altıncı sınıftan sonra kadınlar eğitim alamıyor, dışarı çıktıklarında tüm vücutlarını kaplayan burka giymek zorunda kalıyorlar. Seyahat, evrak işleri gibi günlük işler erkek akrabaları olmadan yapılamıyor.
Zuhal, 32, eski gazeteci, anılarından bahsederken “hayatım bambaşkaydı, her sabah heyecanla işe gidiyordum” diyerek, Taliban öncesi dönem hakkında canlı bir tablo çiziyor. Televizyon kanalına girdiğinde toplumda bir yerim olduğunu, sesimin duyulduğunu hissettiğini söylüyor. Gözleriyle bakın, bu sesin sönüp gidip gitmediğini merak ediyorsunuz mu?
Onuncu sınıfta olan 20 yaşındaki Lima, doktor olma hayalini kaybetti. “Geleceğimi göremediğim için hayatımı kör gibi yaşıyorum, neyim varsa uçup gidiyor” diyor. Gözleri gözüne bakıp, umutsuzluğa mahkum bir gençlik hikayesi anlatıyor.
Manizha, güvenlik sebebiyle gerçek adını paylaşmıyor. Taliban’a bağlı mahkeme tarafından elleri ve gözleri bağlı şekilde yargılandığını, “tüm seyircilerin önünde beni 39 kere kırbaçladılar” diye söylüyor. Kırbaçlanma gerekçesi olarak “bir arkadaşlık ilişkisi içindeydim, evlenmek istiyorduk, tutuklandık” diyerek şiddetin kişisel boyutunu vurguluyor.
18 yaşındaki Shakiba, Kabil’deki bir mücevherat dükkanında çalışıyor. Çocukluğundan beri en büyük hayali okumaktı; lisede dokuzuncu sınıfa kadar okumuş, o zaman tüm kızların okulu bitireceğine inanıyordu. Taliban devrimi sonrası her yıl bir yara açılıyor, kalbinde bir yenilgi hissi taşıyor. “İzlediğim derse, hayallerim elimden alındı” diyerek, ruhsal bir boşluk hissini dile getiriyor.
24 yaşındaki Noori, başkent Kabil’deki bir reçel fabrikasında çalışıyor. Liseyi bitirmiş, üniversiteyi kazanmış, hukuk ve siyaset bilimi okumak istiyor. “İzdırap çeken kadınları onların sesi olarak desteklemek istedim” diyerek, mücadele ruhunu gösteriyor. Ancak Taliban’dan sonra üniversite derslerini sürdüremediğini, finansal kaynaklardan yoksun olduğunu söylüyor.
Taliban Sözcüsü Zebihullah Mücahid, kadınlara yönelik hak ihlalleri ve artan intihar oranları hakkında “Bu soruna çözüm bulacağız” diyerek, Şeriat uygulamasının gerekliliğini vurguluyor. Kızların eğitimini altıncı sınıfa kadar sınırladığına dikkat çekiyor, üniversite meselesinin hâlâ değerlendirme aşamasında olduğunu söylüyor.
Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Birimi, her on kadından yedisinin akıl sağlığını “kötü” ya da “çok kötü” olarak tanımladığını açıkladı. BBC’ye konuşan bir psikolog, durumu “intihar düşünceleri salgını” olarak nitelendiriyor. Geçmiş yıllarda kadınlar ve kızlar, okuma ve çalışma imkânı olmadığından intihara teşebbüs ettiklerini anlatıyor.
Herat’ta, kadın ve erkekler, Taliban’ın “baş örtüsünü düzgün takmayan” bazı kadınları tutuklamaya başlamasının ardından sokağa çıktı. Polis gerçek mermilerle ateş açtı; en az iki kişinin öldüğü, birçok kişinin yaralandığı bildirildi. Herat polisi, kimsenin ölmediğini savunuyor, kamu düzeni ve güvenliği için müdahale ettiğini belirtiyor.
Gelişmeler devam ediyor. Sözler, gözler, kalp atışları arasında, bu diyalogların sonu nereye varacak? Bakalım bundan sonra ne olacak?
Kaynak: Orijinal Haber

